Şu "uzun yürüyüş" başlayalı beri şimdiye dek pek görmediğimiz bir umut yarattı ve de küçümsenemeyecek bir toplumsal buluşmaya ortam oluşturdu.
Başta, "Diktatör Bozuntusu" olmak üzere, iktidar çevrelerini ve onların açtığı kamu kaynaklarını talan olanağı bulan yandaş kesimini epeyce telaşa düşürdü. Her gün daha akıl dışı karalamalara ve provokasyon girişimlerine bakılırsa, çok korkuttu görünüyor.
Bunlar anlaşılabilir.
Ama, kimi alışıldık, kimi de beklenmedik çevrelerden de eleştiriler, dahası karalamalar da saçılmakta...
Öyle ki bazıları, krala nal toplatır kralcılıkta...
Hele "ulusalcı, cumhuriyetçi, solcu, komünist..." nitelemelerini kimselere bırakmayan keskin çevrelerden gelince bu karalamalar, çamur atmalar, insan "acaba biz yanlış bir yerlere mi sürüklendik de, göremiyoruz olup biteni..." diyerek kendimize sıkça çimdik atma gereği doğuyor...
Neyse ki, şöyle birazcık akla vurunca, ferahlıyoruz.
Bu yürüyüş, uzun zamandır göremediğimiz, kendini daha solcu ya da şucu bucu sayan "keskin pasifistler"in de ne örgütleyebildiği, ne de göze alabildiği ya da becerebildiği, en devrimci bir eylemdir...
Çünkü, türlü biçimde şaşalamış, korkmuş, sinmiş, umudunu yitirmiş yaygın bir toplumsal kesimi yeniden cesaretlendirmiş, özgüvenli davranmaya özendirmiştir.
Eleştirenlere düşen, daha programatik, daha hedefi belirgin, daha kapsayıcı ve katılımlı, daha kararlılık içeren bir eylem örgütlemeye yönelmektir...
"Kenardan gazel" atmak, ne ulusalcılık, ne yurtseverlik, ne cumhuriyetçilik, ne solculuk, ne komünistlik, ne devrimciliktir.
Bir eski dostumun böyleleri için sıkça yinelediği "keskin pasifistlik"tir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder