Referandum henüz kesin sonuçlanmadı.
Bu biçimiyle sonuçlansa da, ilk kez uzun yıllar yaşanan yenilgilerin yılgınlığını unutturan, yürek atışımızı hızlandıran bir sonuca ulaştı Türk Ulusu...
Sanki, bu rejim değişikliğini isteyenler zafer kazanmışlar gibi sunanlar, sonucu olağan koşullarda yaşanmış gibi karşılayanlar, balkon höykürmeleri, her şey bitmişcesine ağıt yakanlar... kimseyi yanıltmamalı.
Aldığı kararla tuzun koktuğunun göstergesine dönüşen YSK'nın açıklayacağı sonuç ne olursa olsun, bir zaferden söz edilecekse; örgütleri ayartılmış, birlik ve dayanışmadan, ortak bir siyasal programdan yoksun bırakılmış, gerçek önderlerini öne çıkarma arayışları saptırılmış Türk Ulusunun yarısından çoğunun ortaya koyduğu "HAYIR" haykırışından söz edilmelidir...
Çünkü, Ulusal Kurtuluş Savaşından bu yana tarihinin en ağır koşullarına sürüklenmiş, makarna-kömür muhtaçlığına düşürülmüş, devletinin tüm kurum ve kuruluşları işgal edilmiş, tüm iletişim kanalları ele geçirilmiş, yarattığı kaynaklar bile kendi aleyhine kullanışmış, öncülük ve sözcülüğüne soyunanların tutarsızlığından şaşkınlığa düşürülmüş olan bu halkın en az yarısı başını dik tutmuş, boyun eğmemiştir.
Bu durumda, "Her şey bitti, Cumhuriyet gitti, devran değişti..." gibi teslimiyetçi tavırlar, bu halkın direnişine saygısızlıktır.
İşte bu nedenlerle, "Tüm eşitsizliklere ve tehditlere, yolsuzluk ve hırsızlıklara, satılmışlıklara karşın, ortaya çıkan en az %48,5'luk bir direniş söz konusudur ki; bu büyük bir silkiniştir... Bu oran, ulusumuzun ve Cumhuriyetimizin bilinçli ve korkusuz kesiminin göstergesidir. Cumhuriyet düşmanlarının at oynatmasına izin vermeyecektir.
Göreceksiniz.
Yaptırmayacağız.
Heveslerini kursaklarında bırakacağız." demeliyiz.
Üstelik palavra atmış da olmayacağız...
Kaldır başını artık.
Bir derin soluk al...
Tutuş el ele yeter ki...
Bu biçimiyle sonuçlansa da, ilk kez uzun yıllar yaşanan yenilgilerin yılgınlığını unutturan, yürek atışımızı hızlandıran bir sonuca ulaştı Türk Ulusu...
Sanki, bu rejim değişikliğini isteyenler zafer kazanmışlar gibi sunanlar, sonucu olağan koşullarda yaşanmış gibi karşılayanlar, balkon höykürmeleri, her şey bitmişcesine ağıt yakanlar... kimseyi yanıltmamalı.
Aldığı kararla tuzun koktuğunun göstergesine dönüşen YSK'nın açıklayacağı sonuç ne olursa olsun, bir zaferden söz edilecekse; örgütleri ayartılmış, birlik ve dayanışmadan, ortak bir siyasal programdan yoksun bırakılmış, gerçek önderlerini öne çıkarma arayışları saptırılmış Türk Ulusunun yarısından çoğunun ortaya koyduğu "HAYIR" haykırışından söz edilmelidir...
Çünkü, Ulusal Kurtuluş Savaşından bu yana tarihinin en ağır koşullarına sürüklenmiş, makarna-kömür muhtaçlığına düşürülmüş, devletinin tüm kurum ve kuruluşları işgal edilmiş, tüm iletişim kanalları ele geçirilmiş, yarattığı kaynaklar bile kendi aleyhine kullanışmış, öncülük ve sözcülüğüne soyunanların tutarsızlığından şaşkınlığa düşürülmüş olan bu halkın en az yarısı başını dik tutmuş, boyun eğmemiştir.
Bu durumda, "Her şey bitti, Cumhuriyet gitti, devran değişti..." gibi teslimiyetçi tavırlar, bu halkın direnişine saygısızlıktır.
İşte bu nedenlerle, "Tüm eşitsizliklere ve tehditlere, yolsuzluk ve hırsızlıklara, satılmışlıklara karşın, ortaya çıkan en az %48,5'luk bir direniş söz konusudur ki; bu büyük bir silkiniştir... Bu oran, ulusumuzun ve Cumhuriyetimizin bilinçli ve korkusuz kesiminin göstergesidir. Cumhuriyet düşmanlarının at oynatmasına izin vermeyecektir.
Göreceksiniz.
Yaptırmayacağız.
Heveslerini kursaklarında bırakacağız." demeliyiz.
Üstelik palavra atmış da olmayacağız...
Kaldır başını artık.
Bir derin soluk al...
Tutuş el ele yeter ki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder