Şimdi elimize vicdanımıza koyup düşünelim ve ona göre yargıya varalım...
Önce bir haber:
"Pazar günü TV programımda duyurdum: AKP'li işadamları çalıştırdığı personele, kamu yöneticileri de emrindeki memurlara şu talimatı vermiş:
'Oy kullanma kabininde kimliğinizi 'evet'e mühür basılmış kâğıdın yanına koyun ve ikisini (cep telefonunuzun kamerasıyla) fotoğraflayıp ertesi gün bize getirin. Bunu yapmazsanız işinize son veririz.'
Şaka yapmıyorum; patronundan ve amirinden bu emri alan iki isim beni aradı ve bu talimatı (bana) aktardı.
YSK oy kabinine telefonla girmeyi yasakladı lakin seçmenin ikinci telefon taşıma ihtimali mevcuttur ve bunun önüne mutlaka geçilmelidir. Aksi halde seçim baştan şaibe altına girecektir."
(Sabahattin Önkibar, AYDINLIK, 12 Nisan 2017 Çarşamba, s.10)
Sonra da hepimizin gözü önünde olup bitenleri anımsayalım.
1. HAYIR oyu verecekler teröristtir, haindir." denmekteyse...
2. Değişiklikle verilen "TEK ADAM" yetkisi yokmuş gibi açıklanıyorsa...
3. Yönetsel yapıyı(Bölge, il, ilçe, belediyeler...) bir KHK ile tek başına düzenleyebilecek iken, "Öyle olmayacak." deniyorsa...
4. Belediye Başkanı, "EVET oyu vermeyenleri işten atarım." diyebilmekteyse...
5. Belediye Müdürü, "EVET çıktığında, HAYIR'cıların karıları kızları EVET'çilere helaldir." diyebiliyorsa...
6. Bir yandaş, "Oluk oluk kan akacak" diyebiliyorsa...
7. Bir danışman "Halk kendi devletini kuruyor." diyorsa...
8. Bir başka danışman, "Eyaletler kurulabilir." demekteyse...
Bütün bunlar var olan hukuk kurallarına göre(Anayasa ve yasalar) suç ise,
Cumhuriyet savcıları bunlara ilişkin kılını kıpırdatmıyorsa,
"Bizi bir SUÇ ÖRGÜTÜ mü yönetmekte? sorusu yersiz mi olur?
Bir düşünün bence...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder