Kıymetli, birikimli memleket ve insanlık sevdalısı yazarlarla birlikte yazmaktan mutluluğumu belirtir, yazılarımın yararlı olacağı umuduyla okuyucularımıza merhaba diyorum.
“CAMBAZA BAK” , “ALGI YÖNETİMİ” VE BİR KASIM SEÇİMLERİ
Topluma bir algıyı yerleştirmek ile halk arasında “cambaza baktırmak” olarak adlandırılan eylemlerin şekilsel amaçları ayni olsa da gerçek amaçları farklıdır.
Küçüklüğümde 1960’lı yıllarda, mahalle aralarında, ki o zamanlar mahalleler, çok az seyrek müstakil evlerin bulunduğu büyük çoğunluğu da gecekondu olan yerleşim alanları idi. Bizim evimiz de Adana’da böyle bir gecekondu idi. Mahallemize seyrek aralıklarla tek kişilik gösteri yapan ayı oynatanlar, yogalar, cambazlar ve gezici küçük bir araçla taşınabilen birkaç tür araçtan oluşan lunaparklar gelir, belli bir süre gösteri yapar, başka mahallelere giderdi.
Biz çocukların ilgisini en fazla lunapark ve ayı oynatıcıları, büyüklerin ilgisini yogalar, hem çocukların hem de yetişkinlerin ilgisini cambazlar çekerdi. Bunlar genellikle iki üç kişiden oluşan küçük organizasyonlardı. Gösteriyi “cambaz” veya “yoga” denen kişiler sunar, diğerleri de ona yardım ederdi. Yazımızın konusunu teşkil eden cambaz denilen kişi, atletik, gelişkin kaslı ve vücutlu kişilerdi.(Aslında bu cambaz dediğimiz kişiler günümüzde sirklerde gösteri yapan kişilere benzerdi). O zamanlar görsel ve yazılı medya olanaklarından şu veya bu şekilde hemen hemen hiç yararlanma olanağı yokken bu gösteriler mahallelerde herkesin ilgisini çekerdi.
Cambazın gösteri yeri, yaklaşık aralığı 25 metre olan, iki sağlam 15 metre uzunluğunda kalın, desteklenmiş direk arasına gerilen halattan ibaretti. Bir megafonla mahalle gezilir, gösteri yapılacağı müzik eşliğinde anons edilip, halkın gösteri alanına gelmesi istenirdi. Cambaz, elinde uzunca bir denge çubuğu ile kulenin birine çıkar, halatın üzerinde yürüyerek iki kule arasında gidip gelirken, bizlerde heyecanla bunun nasıl olduğunu, düşüp düşmeyeceğini düşünüp izlerdik. Gösteride, cambazın yaşam ve sakat kalma riski taşıdığından, cambaz seyirciler tarafından yoğun bir dikkatle izlenirdi. Kişi kendini o kadar kaptırırdı ki, yanındaki bir şey söylese neredeyse duymazdı.
Seyircilerin bu konuma gelmeleri ev hırsızları ve cepçi denilen hırsızlar için oldukça elverişli ortamlar oluştururdu.
Geçmişte “Cambaza Bak”, günümüzde “Algı Yönetimi” adını alan, emperyal güçlerin, sömürü amaçlı eylemlerinde sıkça uyguladıkları yöntemler, biliminde ciddi bir konusu haline gelmiştir.
2002’den bu yana emperyal güçlerin çeşitli araçlar kullanarak, uyguladıkları temel algılar ve buna bağlı eylemlerin sonuçları:
1- “İleri Demokrasi Algısı” ve ”Çözüm Süreci Algısı” ile ülkemizin toplumsal, coğrafi ve yönetsel olarak bölünmesinin alt yapısı sağlanmış, özerk bölgeler kurulmasına gidilmiştir.
Savaş yapılan bir ülkede değil ileri demokrasiden bahsetmek, demokrasiden bile bahsetmek söz konusu değildir.
Ülkemiz çözüm süreci algısı ile illegal silah depolarıyla donatılmış, ayrılıkçı paralel devlet yapıları kurulmuştur. Terör eylemleriyle halk korkutulmuş, kamu ve can güvenliği, ülkemizin doğusunda en önemli bir konuma gelmiştir.
2- “Avrupa Birliğine Girileceği Algısı” ile, ülkemizin bölünmesi altyapısının hazırlanması için Avrupa Birliği ile yerel yönetimler şartı imzalanmış, toplumdaki üniter devlet anlayışının değişiminin sağlanması amaçlanmıştır.
Fransa ve Almanya, Türkiye’nin Birliğe gerçekte alınmayacağını defalarca söylediği halde.
3- “Ergenekoncu, Darbeci Algısı” ile TSK’ya kumpas kurulup, ordunun komuta gücü büyük ölçüde yok edilmiş, ordu itibarsızlaştırılmış, sınır güvenliğini bile koruyamayacak hale getirilmiştir.
4- “Üstünlerin Hukukunun Kaldırılacağı Algısı” ile yargıya kumpas kurulmuş, erklerin ayrılığı ilkesi rafa kaldırılmıştır. Toplumumuzdaki kurumların güven sıralamasında hukuk yeri, en sona gelmiştir. Yerel ve Yüksek yargıya inanç kalmamıştır.
Sayıştay raporları mecliste hemen hemen hiç dikkate alınmamıştır.
YSK seçimleri şaibeden kurtulamamıştır. Örneğin, İktidarın 276 vekil sayısına ulaşabilmesi için mevcut oyu koruyarak, sadece 90.000 oya ihtiyacı varken, 7 haziran seçimlerinde oy kullanan yaklaşık 770.000 seçmenin, 1 kasım seçmen listelerinde olmadığının nedenine,YSK tatminkar bir açıklama dahi getirememiştir,..v.b.
Kısaca hukukun yürütmenin emrine girdiği sonucu ortaya çıkmıştır.
5- “İnanç Özgürlüğü Algısı” ile Laik Eğitim laçkalaştırılmış, eğitim ile istihdam arasındaki bağ tamamen kopartılarak, genel eğitim sistemsel olarak çökertilmiştir.
Laikliğin gerçek inanç özgürlüğü olduğu bilinerek bu olumsuzluklar gerçekleştirilmiştir.
6- “Açık Kapı Politikası Algısı” ile sınırlarımız delik deşik olmuş, mültecilerin akın ettiği(yaklaşık 3 milyon kişi, bizatihi hükümetlerimiz tarafından ülkemize mülteci olarak gelmeleri yönünde teşvik edilmiştir), terör örgütlerinin, yabancı ülke ajanlarının cirit attığı alanlara dönüşmüş ve sınırların güvenliği kalmamış görünmektedir.
İşte algılar, algıları yöneten cambazlar
ve
onların ağababaları emperyalistler.
Bu düşüncelerle, 1 kasım seçimlerinin ülkemize yararlı olması dileğiyle
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder