YABANCIYDI - Yeni Bin Yıl

Breaking

16 Aralık 2017 Cumartesi

YABANCIYDI

Köyde, cadde ve sokak yoktu. Harman yerleri vardı. Meydanlar vardı. Meydanlarda yiğitler güreş tutar, davul ve zurna var olan heyecanı daha da artırır­dı. Köyde tebessüm, sevgi ve saygı vardı. Hareket vardı köyde, hareket bir yürüyüştü. Her yürüyüşün bir yolu vardı. Yollar çamurlu, yollar taşlı, yollar dikenliydi. Öyle yollar var ki güllük gülistanlıktı.

Ve tüm yolları yol yapan gidilen ve gelinen amaçtı. Yoldan yola fark vardı. Dereye giden yollar vardı. Göle giden, denize giden ve dağlara giden dar, çakıllı, yürü­mesi zor yollar vardı. Dağ yolunda ikincil yollar da vardı; keçi yolu, sığır yolu, tilki yolu. Bir yol daha var ki, bu yol bilinmez bir yoldu. Kimi yolların bir değeri bir de ederi vardı. Bu yol şehirlere giden yoldu. Bu yolda eza vardı, cefa da vardı. Bu yollar, hem savaşçı, hem de barışçıydı. Şehirdeki ekmek ile köydeki ekmek farklıy­dı. Şehirlerde fırınlar, köyde tandırlar vardı..

Köyde, zaman farklıydı. Hangi gün ve ay’da olduğumuz önemli değil, hangi mevsimde olduğumuz önemliydi. Zaman emekti. Emek imeceydi. İmecede insanlık, insanlıkta barış, her barışta sevgi vardı.

Köyde, suların çağıldaması, rüzgarın esmesi, kuşların ötüşü, kuzuların melemesi genç bir kızın işlediği bir dantel, bir oya ve bir yavukluya yakılan bir türküydü.

Ve bir devir geldi, vurdu köyü, vurdu köylüyü. Ne meydan kaldı, ne de harman yeri. Güreş tutacak güreşçi yoktu. Yollar yorgun, yollar tozlu, yollar kalabalıktı. Eski bir yol yeni şehir ’in yoluydu. Şehirde bir avcı, bir de av vardı.

Şehirde bir özgürlük vardı, bir de tutsaklık. Bir kanadı kırıktı, kırıktı bir bacağı. Topal ve kanatsızdı. Biri bir şey arıyordu. Aradığını bulur gibiydi. Fakat tanıyamıyordu. Kendini arıyordu. Yabancıydı kendisine, yabancıydı şehi­re, yabancılaşıyordu köyüne. Artık ne kendisi vardı, ne de gelinlik kızlar gibi süslenmiş köy vardı. Yoktu, eski tebessümler, yoktu eski türküler. Kimi zaman bir ağıt yükselir küçük evlerden; pencereler aralanır, ıslanır göz­ler; kimi zaman bir düğün olur, köyden kalan türkülerle. Sokaklar şenlenirdi. Düğün salonlarda gelin ile damat düğüne danslar başlar, halayla sonlanır duygular.

Köyden göç edenler, köylerine dönmek isterdi, ama kendini tanıyarak, farkına vararak, değerleri yaşayarak; içlerindeki köy çocukluğunu, vatanı bilerek yaşamak isterdi.

Ama…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar