Eve dönerken, yol üstündeki muhtarımıza uğradım. "Seçmenlik belgelerimiz gelmiş midir?" diye sordum.
Henüz gelmemiş.
"Hazır gelmişken bir şey daha sorabilir miyim?" dedim muhtara.
"Buyrun!" dedi.
"Siz mahalleye ilişkin bir konuda kararları tek başınıza alabiliyor musunuz?" dedim.
"Olur mu öyle şey? İhtiyar Meclisiyle toplanır, konuyu görüşür, tartışırız. Sonra da, eğer aykırı düşünenler varsa, oylama yaparız. Çoğunluk katılırsa, karar almış oluruz. Eşitlikte benim oy verdiğim taraf çoğunluk sayılır. Yine karar almış oluruz. Ama çoğunluk karşı çıkarsa, karar alamamış olur, konuyu daha sonra görüşmek umuduyla gündemden çıkarırız."
"Yav, 500-1000 kişinin yaşadığı bir mahalleye ilişkin kararı tek başına alsan olmaz mı? Ne diye İhtiyar Meclisi ile uğraşıyorsun?" dedim.
"Köy ve Mahalle yönetimlerini düzenleyen yasa demokratik bir yönetim süreci öngörmüş. Mahalle halkının baş temsilcisi muhtar olarak benim. Ama, farklı düşünen mahallelileri temsil edenlerden oluşan İhtiyar meclisi üyeleri de, her farklı görüşü, kararları görüşme sürecimize taşırlar. Kimseye haksızlık etmemek için, olabildiğince herkesin benimseyebileceği bir karar almaya çalışırız. Böylece, mahallelimizin en azından büyük çoğunluğunun beklentilerini karşılamış da oluruz. Bu daha iyi değil mi?" diyerek sabırla bana karar alış biçimlerini anlattı.
"İyi de muhtar, bence çift de değil, çok başlı bir yönetim mahalleninki. Şu ortaboy mahalleyi tek başına yönetsen, işler daha hızlı ve senin için daha kolay olmaz mı?" dedim.
"Olmaz. Ne kadar çok kişi, kararlara katılırsa, daha doğru ve gerçekçi karar alma olasılığı artar. Yanlış yapma olasılığı ortadan kalkar. Demokrasi de bu demektir işte."
"Peki, 80 milyonluk ülkemizi bir "TEK ADAM" yönetimine dönüştürecek bu Anayasa Değişikliği referandumuna ne diyorsun? Sen bir mahalleyi bile İhtiyar Meclisi ile yönetmenin demokrasi olduğunu söylerken, gelecek yönetime ne diyeceğiz?"
"Demem. Aklımı peynir ekmekle mi yedim? Deyip de muhtarlıktan mı olayım?"
"Ben 'DİKTATÖRLÜK' desem ne dersin?" dedim.
"Muhtarlıktan çıkınca, ne dersen de..." dedi...
O ara, muhtarlıkta oturan bir kaç kişi gülüştü...
"N'oldu? Neden güldünüz?" dedim.
"Yav, sıkıştırma muhtarı arkadaş. Son "Muhtarlar Toplantısı"na katıldı. Yedi içti. Şimdi sana açıktan beklediğin yanıtı verebilir mi? Anlayıver işte." dediler.
"Haaaa...!Haklısınız. Hadi hayırlı akşamlar." deyip yürüdüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder