DİN, DÜŞMAN MIDIR? - Yeni Bin Yıl

Breaking

1 Ocak 2017 Pazar

DİN, DÜŞMAN MIDIR?

Her kanlı ve alçak terör saldırısı sonrasında, "Birlik olmalıyız. Ortak tavır almalıyız. Cephe kurmalıyız. Şiddetle kınıyoruz. lanet olsun diyoruz." denmekte...

Böylece de teröre karşıymış gibi görünmüş olmakta birileri.

Oysa, herkesin, hepimizin bilip yaşadığı bir gerçek var: Neredeyse her terör saldırısı öncesi, bir kesim var ki, devletin tepesinden dibine, halkın dışından içine yayılmış, insanların şöyle ya da böyle yaşıyor olmasını sözde kendi inançlarına göre beğenmiyor, dine aykırı buluyor, kötülüyor, aşağılıyor ve hedefleştiriyor.

Üstelik, siyasal iktidarın ve devletin en başında yer alanların da kendileri gibi düşündüğüne güvenerek, her türden pervasızlığı sergiliyorlar.

Neredeyse tuvalet açılışlarında bile "Allah, peygamber, nebi, evliya, eren..." adına sığınarak, halkın dindarlığını kendilerine destek sağlama, sempati üretme aracı olarak kullanıyorlar.

Öylesine yapıyorlar ki bunu, tam kendileri gibi inanmayan ve yaşamayanları düşman gibi sunuyor, sözde daha dindar saydıklarına hedef gösteriyorlar...

Daha kötüsü, Cumhuriyetin, dinin siyasal ve toplumsal yaşamın düzenlenişine, ulusun ortak yaşamına karışmasını engellemek, dinin ayrıştırma ve çatışma aracı olmasını önlemek üzere oluşturduğu kurum, Diyanet İşleri Başkanlığı, dinci-gerici-işbirlikçi birileriniz eline bırakılmış, neredeyse her Cuma, her bayram, her gün, her kutlama günleri öncesi, sözde dinsel uyarı adına, düşmanlık tohumları saçmakta...

Öyle ki, insanlığın barış, hoşgörü, kardeşlik, dayanışma ve mutlu yaşam arayışlarının ürünü olarak doğduğunu bildiğimiz din, insanlığa doğrultulmuş bir silah gibi kullanılmaktadır.

İnsanlığın binlerce yıllık birikimiyle oluşturduğu, hak, eşitlik, özgürlük, hoşgörü, laiklik, demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet... gibi insanlığın ortak yaşam değerleri, sözde din/mezhep denilen sapkınlıkların baş düşmanına dönüştürülmüştür.

Dahası, bu tür değerleri ortadan kaldıracağı açık olan diktatörlük heveslerinin meşruiyet aracı gibi de kullanılabilmektedir.

Sanki din, artık düşmandır...
İnsanlık düşmanı hem de...

Elbette, terörün baş nedeni dindir denilemez.
Eşitsizliğin baş nedeni olan özel mülkiyet, özel sermaye ve ona dayanan kapitalist/emperyalist düzen, varlık ve çıkarlarını korumak için her tür gerilim, çatışma, ayrıştırma araçlarına başvurmakta, bu amaçla dinse/mezhepsel değerleri de kullanmaktadır.

Etnik değerleri kullandığı gibi...

Ancak, sözde dindarız diye, insanlığı acıya boğan bu kanlı terör ve savaş ortamına benzin işlevi görmek, ne din, ne din görevlileri, ne de din kurumlarının işi olmamalıdır.
Bu ortamları besleyen dinsel topluluk, kurum ve kuruluşlar dağıtılmalı, toplumsal yaşamdan silinmelidir.

Yeni Yıla girerken yaşatılan "Reina Saldırısı" ve öncesinde yaşananlar da, böyle önlemlerin ne kadar gerekli olduğunu gösteren acı, ama somut bir kanıttır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar