AÇIK KONUŞALIM - Yeni Bin Yıl

Breaking

7 Ağustos 2016 Pazar

AÇIK KONUŞALIM

Şu "terör saldırısı" sonrası olup bitenler pek çok kişi gibi beni de endişelendiriyor. Hatta ürkütüyor...

Benim gibi düşünenler, uzun yıllardır ülkemizde Cumhuriyetin kuruluş değerlerinin ve temel kurum ve kuruluşlarının ya yozlaştırılması ya da tümden ortadan kaldırılması süreci yaşandığına inandık. İnanmakla kalmadık, durmadan haklı çıktık. Şimdi de haklılığımız açıkça görülmekte... 

Işıklarda uyusun, TİP(Türkiye İşçi Partisi) Genel Başkanı Behice Boran, 12 Eylül Darbesi sonrasında, "Haklı çıkmaktan bıktık" demek zorunda kalmıştı.

Çünkü, emperyalist çağa ulaşmış kapitalist sistem ülkeleri, kaba sömürü yöntemlerini çok aşmış. Güç kullanmakla yetinmiyor. Ekonomik, siyasal, teknik, eğitim, kültür, iletişim...alanlarının tümünün araç ve olanaklarını kullanıyor. Ülkeleri, ulusları, halkları, sivil örgütleri, inanç kümelerini kendine bağımlı duruma düşürebiliyor. Onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanabiliyor.
Çoğunluk ikili ya da çoklu anlaşmalar, ekonomik, askeri, siyasi birlikler üzerinden sömürü ilişkilerini olağanlaştırıp meşrulaştırıyor.
En önemlisi "demokrasi" denilen bir yaşam düzenini bile bu amaçla kullanabiliyor.

Ülkemiz de, 1940'ların sonlarından başlayarak, bu emperyalist sömürü sürecinin tuzağına düşürüldü. O yılların ki başta olmak üzere, izleyen tüm iktidarlar bu sömürü sürecinin işbirlikçiliğini üstlendiler. 

Bu sürece karşı duran, eleştiren, direnen halkımızın  önemli bir kesimini, özellikle emekçilerini ve gençlerini, "solcu, devrimci, komünist, anarşist, dinsiz, alevi, kâfir..." vb. yaftalarla suçladılar. 

Öldürülenler, asılanlar, sakat bırakılanlar, yurdundan kaçmak zorunda kalanlar oldu. 

Sivas'ta, Kahramanmaraş'ta, Sivas'ta yakıldılar bile...

Bizler, bu küresel boyutlara yayılmak istenen bu sömürü işleyişinin ayırdına varan kuşağın insanları olarak, "anti emperyalist/anti kapitalist" bir tavır aldık. Bu tavrın gereğince de, Ulusal Kurtuluş Savaşı kuşağı ve önderlerini izleyen bir düşünüş bilinciyle yeniden "tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, laik demokrasi, hukukun üstünlüğü, akıl ve bilimin yol göstericiliği, eşitlik, özgürlük, adil paylaşım..." gibi çağdaş yaşam değerlerini gündeme getirmek, toplumun bu değerleri anlaması ve benimsemesini sağlamak için çok çaba harcadık.

Bugün de çırpınmaktayız.

Öyleki, bu uğurda, pekala edinebileceğimiz toplumsal, siyasal, yönetsel konumlardan vazgeçtik. Kimilerimiz evini ailesini, çocuklarını, geleceğini gözden çıkardı.

Şimdi yaşananları izledikçe, yine yanlışların süreceğini sezdikçe, içimiz kıpır kıpır, yaşımıza başımıza bakmadan sesimizi duyurmaya, uyarmaya,önermeye çabalıyoruz.

Korkmuyoruz yine...

Açıkça bağırıyoruz.

Olan bitenler, sizin göstermek istediğiniz gibi değil.

Çünkü, elinizdeki siyasal, yönetsel, iletişimsel olanakları kullanarak, gerçekleri saklıyorsunuz...

Yaşananların asıl nedenlerini söylemekten kaçınıyorsunuz.

"Üst akıl" diyorsunuz örneğin... 

Ona biz emperyalizm diyoruz.
Hani yukarda saydık ya neleri, nasıl yaptıklarını.
İşte odur...

 Açık adı Amerika'dır, AB'dir. Batı Emperyalizmidir.

Ulus Devletinizi, bağımsızlığınızı, yurt bütünlüğünüzü, ulusal birliğinizi,  egemenliğinizi, laik, demokratik cumhuriyetinizi ortadan kaldırmak isteyen...

Üstelik ne yaptığını, neden yaptığını, nasıl yaptığını hiç gizlemedi bugüne dek...

Türkiye'nin sivil, asker temsilcilerinin de bulunduğu ortamlarda, haritalarıyla, grafikleriyle planlarını, programlarını açıklamaktan kaçınmadılar...

Öyleyse, halkımızdan başka herkesin bildiği gerçekleri saklamakta ısrar niye?
Asıl sorumluları saklarken, kendi durum ve konumunuzu da gizlemek gereği mi duymaktasınız...?

Açık konuşulsa şunlar söylenmeli değil mi?
1. Daha öncekiler gibi, "15 Temmuz Darbe Girişimi/terör saldırısı" da başta ABD olmak üzere, Batı kaynaklı bir işbirlikçi örgüt etkinliğidir.
2.Ülkemizin yurt bütünlüğü bölünmek, iç çatışmalarla ulus birliği bozulmak ve direnme gücümüz kırılmak istenmektedir.
3. Ulusumuzun ve cumhuriyetimizin temel yapıları ve güç kaynağı olan değerler, kurum ve kuruluşlar bozularak, yok edilerek varlık ve bağımsızlığımız tümden yok edilmek istenmektedir. 
4. Ekonomik ve mali yapımız çökertilerek, ulusüstü tekelerin denetimine alınmak istenmektedir...
5. Ulusal dayanışma ve birliğimizi bozacağı açık olan bir piyasa düzeniyle halkımızın neredeyse tamamına yakını yoksulluğa boyun eğdirilerek, her türlü kör inancın kölesine dönüştürülmektedir.
6. Eğitim düzenimiz akıl ve bilimden koparılarak, çocuklarımız ve geleceğimiz, işbirlikçi din-mezhep tacirlerinin derleme alanına dönüştürülmektedir.
7. Devletin olanaklarıyla kamusal hizmetten yoksun bırakılan halk kesimleri, tarikat-cemaat vb, sapkınlık kaynaklarına muhtaç edilmektedir.

Asıl sorunlarımız bunlardır.

Eğer, "Yenikapı" bunların dile getirildiği bir yer değilse, "özeleştiri" bunları kapsamıyorsa, bir kısım halkı bir süre daha kandırabilir, oyalayabilirsiniz...
Belki de, "Nasılsa her ıslığımıza koşuyorlar. Öyleyse nasıl istersek öyle yönetebilriz." ard düşüncenizi besliyorsanız, yanılmaktasınız...

Sizin orada yığılan şakşakçılarınız(içtenlikli yurtsever, ulussever, cumhuriyetçilerimizi ayrı tutuyorum elbet) , "nöbetçi"lerinizden daha çok durumu sezen bir çoğunluk birikmektedir sessizce...

Bir uğultu duymuyor musunuz?

Kulağınızı yurt toprağına dayayın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar