DİYANET'İN "MUHTARLAR TOPLANTISI" - Yeni Bin Yıl

Breaking

20 Temmuz 2016 Çarşamba

DİYANET'İN "MUHTARLAR TOPLANTISI"

Bugün Diyanet İşleri Başkanı bir tür "Muhtarlar Toplantısı" yaptı. Farkındasınızdır umarım.

Diyanet'in sıradan bir devlet, daha doğrusu Cumhuriyet Kurumu olmaktan çıktığını açıkça ortaya koyan bir eylem...

Çünkü, Diyanet İşleri Başkanlığının kuruşuna temel oluşturan tarihsel durum; Osmanlının Şeyh-ül İslamlık ile Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin, dinci-gerici-işbirlikçi bir halifelik ve padişahlık yönetiminin destekçiliği uğruna, Yeni Türk Devleti"ne, kurucusu TBMM'ne ve sonrasında da Cumhuriyete karşı, işgalci düşmanlar da içinde olmak üzere, medreseler, tekkeler, zaviyeler, cemaatler, tarikatlar, dervişler, şıhlar, sözde hocalar ile her türden din görevlilerini de kullanarak, haince girişimlerde bulunmakta direnmesine son verme zorunluluğu doğuran koşullardır.

"3 Mart Devrim Yasaları" bu duruma son vermek üzere düzenlenip çıkarılmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Örgütlenmesini düzenleyen Yasa'nın gerekçesine ve kurallarına bakıldığında da, Başkanlık'ın din kuralı koyması, inanç tanımlaması, tapınma biçimleri belirlemesi ya da insanların dinsel görevlerini nasıl yerine getireceklerini düzenleyeceğine, ilişkin hiçbir hüküm yoktur.

Ya ne vardır?

Hangi dinden olursa olsun, tüm inanç kümelerinin, kendi bildiklerince dinsel inançlarını yerine getirmeleri sırasında, isterlerse, onların istedikleri biçimde din görevlerinin yerine getirilmesini düzenlemek, gereken kamusal hizmeti vermektir.

Bir dinin ya da bir mezhebin gereklerine göre iş görmekse, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevi hiç değildir.

Oysa, Diyanet İşleri Başkanlığı, neredeyse sağ iktidarlar dönemiyle başlayan yaklaşık 60 yılı aşkın bir süredir, bir mezhebin hizmet örgütüne, cumhuriyet karşıtı yetiştirme ve besleme alanına dönüştürülmüş bulunmaktadır.

Daha önemlisi, Diyanet İşleri Başkanlığı, son yıllarda dinci-gerici kesimin, Cumhuriyet bürokrasisine sızma, atlama, sıçrama yeri olarak kullanılmaktadır...

Nereden mi bilmekteyiz?

"Darbeci" diye açığa ve gözaltına alınan, görevden çıkarılan ya da tutuklananlar listelerini inceleyin, önemlice bir bölümü, kamu görevine hangi kaynaktan girmişlerdir, görülecektir.

Şimdi bu Diyanet İşleri Başkanlığı, tüy diken işler yapmaya başladı.
1. "Darbe Girişimi" gibi bir siyasal iktidar çatışmasında, devlete saldırı da olsa, açıkça siyasal bir işlev üstlenip din görevlilerini "militan" gibi kullandı. 
2. sanki bir yargı kurumuymuş gibi, dinsel hizmet görevini çiğneyerek, "darbeye katıldığı ve vatana ihanet ettikleri" gerekçesiyle, ölenlerin cenaze namazlarının kılınmaması, dinsel hizmetlerinin din grevlilerince yapılmamasına yönelik karar verdi ve uygulama yönergesi çıkardı.
3. "Darbe Girişimi"nin ertesinde, sanki bir "ulusal güvenlik kurumu"ymuş gibi, tüm il müftülerini toplayarak, sözde darbe girişimini değerlendirme gösterisine soyundu...

Öncelikle belirtilmeli ki; Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kurumu olsa da, kuruluş kökenindeki düşünce gereği, bir siyasal iktidar aygıtı/örgütü değildir. 
Ayrıca, dinsel yaşamı düzenleme, dinsel kural koyma, dinsel törenleri yönetme örgütü de değildir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, yurttaşların inançlarına ve inanç farklılıklarına saygı duyarak, gereksinim duyacakları ve isteyecekleri dinsel hizmetleri ayrımsız vermekle yükümlüdür.
Hiç kimsenin inancına ilişkin bir hizmetin görülmesini, dinsel bir gerekçeye dayanarak yapmaktan kaçınamaz.

Uzunca bir zamandır uygulamalarıyla, pek çok dinsel kesimin gittikçe artan eleştiri, yakınma ve kızgınlıklarına yol açan Diyanet İşleri Başkanlığı, son günlerdeki uygulamalarıyla, bir Laik Cumhuriyet Kurumu olmaktan tümüyle çıktığını, hukukun üstünlüğünü tanımadığını, yurttaşlar arasında inanç ayrımcılığı yaptığını, dinci-gerici-işbirlikçi bir kesimi cesaretlendirerek kışkırtmayı sürdürdüğünü... ortaya koymuştur.

Bu uygulamaları gözönüne alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın durumu, tutumu, yapısı ve işleyişi hızla gözden geçirilmeli ve asıl işlevine çekilmesi sağlanmalıdır
Bu uygulamaların güncel sorumlusu ve gittikçe artan gerilim üreticiliğiyle toplumsal barış ve huzur ortamı ve ulusal birlik ve dayanışma için bir tehlike haline gelen Diyanet İşleri Başkanı görevden alınmalıdır.

Uygun koşullar oluşturularak bu kurum devlet yapısından çıkarılmalı, tüm kaynak ve olanakları da Milli Eğitim Bakanlığı'na aktarılmalıdır...

Bu öneriler gözönüne alınmaz ve gerekleri yapılmazsa, bu işbirlikçi-gerici-dinci darbecilik koşullarını ve iklimini oluşturan, besleyen kaynaklar kurutulamaz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar