Kemal Kılıçdaroğlu, TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) toplantısında, çok yerinde bir şey söyledi.
"...Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz"
Evet, bence de "...böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden getiremezsiniz."
Nasıl bir "başkanlık sistemi"?
Osmanlı Padişahlarını aratan kıvamda...
Suudi Kralından aşağı olmayan...
"Türk Tipi/Tayyip'e özel"...
Her haltı işler, hiç sorumluluk taşımaz...
vs...
Çünkü, getirilmek istenen, "başkanlık sistemi" aslında, bir "sistem" bile değil...
Daha önceki taslaklarına, özellikle abileri İsmail Kahraman'ın Birlik Vakfı üzerinden önce TBMM Anayasa uzlaşma Komisyonu'na, yakın günlerde de kendi web siteleri üzerinden kamuoyuna açtıklarına bakılırsa; getirmek istedikleri bir "başkanlık sistemi" filan değil.
O "Anayasa Taslağı"daki şu maddelere bir göz atar mısınız?
Bakın ne yapmak istemekteler...
Eğitim Hakkı
"Mad. 26-.... Bir yılı okul öncesi olmak üzere beş yıllık ilköğretim mecburidir."
Anayasanın Değiştirilmesi
49. MADDE:
"Anayasanın tamamı veya maddeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisini üye tam sayısının beşte birinin teklifi, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu ile değiştirilebilir. Beşte üçün altında üye tam sayısının salt çoğunluğunun üstünde bir oyla yapılan değişiklik halk oylamasına tabidir.
Ancak başkanlık sistemin kaldırılması ile ilgili değişiklik talebi, üye tam sayısının en az beşte üçünün oyu ve değişikliğin halk oylamasında kabul edilmesine bağlıdır."
Devlet Başkanı
50. MADDE
Yürütme yetkisi Devlet Başkanı’na aittir.Devlet Başkanı yürütme organını tek başına temsil eder.
Devlet Başkanı devleti ve vatandaşların birliğini temsil eder.
Yetkilerini kullanırken sorumsuzdur.
Meclise karşı siyasi sorumluluğu yoktur.
Vatana ihanet suçlaması hariç, aldığı kararlardan dolayı düşürülemez ve görevden alınamaz.
Devlet Başkanı, meclisin üçte iki çoğunlukla yapacağı suçlama neticesinde, meclisin beşte dördünün suçlamayı kabulü halinde yüce divanda vatana ihanetten yargılanır.
Görev ve Yetkileri
52. MADDE:
Başkan yürütme yetkisini bizzat veya meclisin tasdikiyle tayin ettiği bakanlar ve müsteşarlar aracılığıyla kullanır.
Bakanlar ve müsteşarlar, Başkanın emirlerini yerine getiren görevlilerdir, kendi başlarına davranamaz ve karar veremezler, sorumlulukları yalnız başkana karşıdır.
Bakanlar ve müsteşarların sayısını ve görevlerini başkan belirler. Başkanın bu görevlere uygun gördüğü isimler meclisin tasdikinden sonra göreve başlarlar.
Bakanlar ve müsteşarları başkan istediği zaman azledebilir, azilde meclis onayına gerek yoktur.
Başkanın bütçe kanunu dışında mecliste kabul edilen tüm kanunları veto etme yetkisi vardır.
Yargı Denetimi
56. MADDE:......
Devlet Başkanının tek başına yapacağı işlemler ve kararları yargı denetimi dışındadır. İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, tebliğ tarihinden başlar.
54. MADDE:
Başkan yardımcısının, bakanların, müsteşarların ve üst düzey görevlilerin yargılanması başkanın iznine bağlıdır."
Bu taslak bir "başkanlık sistemi" mi düzenliyor sizce?
Yoksa despotluk mu?
Böyle bir "başkanlık sitemi"nin getirilmesine, az çok uygarlaşmış, cumhuriyetin getirdiği hak ve özgürlükleri, demokrasi kültürünü özümsemiş, ümmetliği aşarak yurttaşlık bilincine ulaşmış herkes karşı duracak, direnecektir elbet.
Demokratik bir direniş olması asıldır.
Ancak, Kılıçdaroğlu bir endişesini dile getirmekte ve az çok sağduyulu olduklarını düşündüğü çevrelere, TOBB da içinde olmak üzere, "Bu Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa ve başkanlık dayatmasında ölçü daha fazla kaçırılırsa, insanların başka direniş yollarına da başvurmak zorunda kalabilecekleri, bu nedenle kan dökülmesine varan sorunların bile yaşanabileceğine..." ilişkin dikkat çekmekte, zamanında ve yerinde bir uyarıda bulunmaktadır.
Bu uyarıyı, "Kılıçdaroğlu kan dökmekle tehdit ediyor" anlamına gelen tepkilere dönüştürmek bile yapacakları alçaklığı gizleme amacına yöneliktir...
Halkımızın bu gibi durumlar için çok yakışan deyimlerine uygun olarak, "suç bastırmak", "gargaraya getirmek" çabasındadırlar.
Yutma ey halkım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder