ŞİDDETİN ve TERÖRÜN ÖNLEMİ DEMOKRASİDİR - Yeni Bin Yıl

Breaking

20 Mart 2016 Pazar

ŞİDDETİN ve TERÖRÜN ÖNLEMİ DEMOKRASİDİR

Çok yakın aralıklarla yaşanan bombalı saldırılar, içlerinde çocuk ve bebeklerin de bulunduğu, çok sayıda ölüm ve yaralanmaya yol açtı. İnsan olan ve insana değer veren herkesi sarstı, üzdü...

Üstelik de “Alışmalıyız.” Demelerine yol açacak sözde üst düzey yetkilileri bile şaşırttı.

Başta ülkenin can ve mal güvenliğinden, barış ve huzurunu sağlamadan sorumlu iktidar yetkilileri olmak üzere, yine herkesçe lânetlendi…

Yine “kırmızı karanfiller de bırakıldı patlama yerlerine…

Oysa, soruna daha gerçekçi, akılcı ve bilimsel bir soğukkanlılıkla eğilmek, temel nedenlerine bakmak gerek.

Kullandığı işbirlikçiler, örgütler, araçlar ve tetikçiler birer sonuçtur.

“Sivri sinekleri avlayarak sıtma önlenemez.”

İnsan ve toplum ilişkilerini, toplumsal kesimler arası ilişkileri, uluslararası ilişkileri düzenlerken, eğer kaçınılmaz bir öz savunma gerekçesi yoksa, şiddeti kullanma gereksinimi duyulması, uygar insanlıkla bağdaştırılamaz.

Uzun bir tarih boyunca, insanlık, aralarındaki anlaşmazlık ve uzlaşmazlıkları çözmek isterken, birçok çatışmalar, büyüklü küçüklü savaşlar, kırımlar, soykırımlar yaşamış, dayanılması zor acılar çekmiştir.  Yüzyılların biriktirdiği acı deneyimlerin güdülemesiyle, birbirlerinin yaşam hakkına zarar vermeksizin bu sorunları çözme yollarını aramıştır.

Arayışların ulaştığı en insani çözüm olarak da, demokrasiyi bulmuştur.

Tüm insanların eş değer varlıklar olduğu, her birinin hak ve özgürlüklerinin olduğu, bu hak ve özgürlüklerinin kullanımını güvence altına alan kurallar ve kurumlar bütününe de "demokrasi" denmiştir.

Elbette bu hak ve özgürlükleri tek tek saymanın gereği yok burada.

Ama bilinmelidir ki, tüm insanların aynı hak ve özgürlüklere sahip eş değer varlıklar olduğunu benimsediğiniz de, onların emeklerinin, düşüncelerinin, inançlarının da saygıya değer olduğunu benimsemiş olursunuz.

Bu toplu yaşam yaklaşımı, demokrasinin ve demokratlığın temel eksenidir... Bu eksendeki herhangi bir eksiklik ya da çarpıklık, demokrasi dışına düşüşe yol açar.

Böylesi bir demokrasi anlayışını gerçekleştirebilmenin zorunlu koşulları vardır. Bunları sıralarsak;

1. Laiklik(Tüm inançları toplumsal yaşamı ve ilişkileri düzenleme aracı olmaktan çıkarmak, bireysel özgürlük sınırlarına çekmek),
2. Bilimsellik( Tüm insan, toplum ve doğa ilişkilerini anlama, açıklama, gereksinimleri doğru tanımlama, bu gereksinimleri insanlara ve doğaya zarar vermeksizin karşılama olanaklarını bulmak ve kullanmak),
3. Eşitlik( Tüm insanların eşdeğer varlıklar olduğunu gözönüne alarak gereksinimlerini karşılamada eşdeğer ölçüler kullanmayı benimsemek),
4. Özgürlük( İnsanların gereksinimlerini açıkça ve yeterli ölçüde anlatabilmelerini sağlayacak bir baskısızlık, çekincesizlik duygusu taşımalarını sağlamak),
5. Hukukun üstünlüğü(İnsanların aralarındaki anlaşmazlık ve uyuşmazlıkları çözmek, gereksinim duyduklarında hak ve özgürlük arayışlarını güvence altında tutmak için gereken hukuk ve yargı olanaklarını sağlamak),
6. Yeterli eğitim( Tüm insanların, hak ve özgürlüklerinin bilincine vardığı, üretkenlik için gerekli beceri ve yetenekleri geliştirdiği, toplum ve doğayla ilişkilerini uyumlu biçimde düzenleme yetkinliğine ulaştığı düşünce, tavır ve davranış olgunluğuna ulaşmasını sağlamak)...

Görüldüğü gibi, günümüz dünyası pekçok bakımdan, ama en çok da demokrasinin temel koşullarını yerine getirmişlik bakımlarından, ağır bir eşitsizlikler okyanusu görünümündedir.

Bu eşitsiz dünya oluşumunun, emek-sermaye ve üretim ilişkilerinin, eşitlik, özgürlük ve adalet temelinden uzak işleyişinden kaynaklandığı bilinmektedir.

Eşitsizliğin olduğu koşullarda, barışçı, hoşgörüye dayalı, adil ve benimsenebilir ilişkilerin genel toplum yapısına egemen olması beklenemez.

Çünkü güçlü olanın, bir biçimde kendini gösteren bencilliği, anlaşmazlık ve uyuşmazlıkları kendi yararına çözme üstünlüğünü kullanma güdüsünü besleyecektir. Özel mülkiyetin ve sermayenin oluşumuna da kaynaklık ettiği düşünülen bu neden ortadan kaldırılmadıkça, eşitsizliğin yok edilmesi olanağı bulunamayacaktır.

Eşitsizlik ve onunla beslenip insanlığın başına bela edilmiş sömürü düzeni değiştirilmedikçe, üstelik kapitalizm ve emperyalizm boyutlarında yaşandığı günümüz dünyasında, şiddeti, giderek terörü insan, toplum ve uluslararası ilişkilerinden kökten çıkarabilmek olanağı bulunamayacaktır.

"Teröre/şiddete çözüm" gerçekten bulunmak isteniyorsa, insanlar bu temel nedenleri anlama, ortadan kaldırma yol ve yöntemlerini tartışmaya öncelik vermelidirler.

Yoksa, oyalamaca söyleşileri yapılmış olur ki, haince bir saptırmaca olduğu düşünülse yeridir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar