Merkez Bankası’nın cephanesi minimumda - Yeni Bin Yıl

Breaking

18 Mart 2016 Cuma

Merkez Bankası’nın cephanesi minimumda

Dış dünyaya açık, sermaye hareketlerinin tamamen serbest olduğu bir ekonominin en önemli göstergesi döviz dengesidir. Ödemeler dengesi istatistiklerini derleyen merkez bankaları, döviz ihtiyaçlarını tahmin ederler. Eğer ülkeye gelen döviz ile ülkeden çıkan döviz arasında geçici bir uyumsuzluk varsa, rezerv kullanarak kur dalgalanmalarını önlemeye çalışırlar.

Mücadelede en kritik olgu “geçiciliktir”. Sorun kalıcı, yapısal ise merkez bankalarının yapabileceği çok fazla bir şey yoktur. Böylesi bir durumda çözümü hükümetler bulur. Yapılması gerekenler listesini siyasiler hazırlar.

Kısa vadede, uluslararası döviz rezervleri, merkez bankalarının kur istikrarını sağlamak için kullandıkları en önemli silahtır.
Ama hangi rezerv? Medyada genellikle brüt rezerv rakamları yayınlanır. Bugünlerde 100 milyar dolar civarında olan bu rakam bize her şeyi göstermez. Çünkü bu dövizlerin bir kısmı bankalara aittir. Bankalar, mevduatların bir kısmını zorunlu olarak TCMB’de tutarlar. Özetle bu para bankalara aittir. Bir mevduat çekilmesi olması durumunda otomatikman merkez bankasından dövizlerini alabilirler.

Dolayısıyla brüt döviz rezervlerine göre değil, munzam karşılıkları için tutulanları çıkararak hesap yapmak lazım. Kur savaşına girecek merkez bankasının cephane olarak kullanabileceği döviz bunlar.

Aslına bakarsanız dalgalı kur uygulanan ekonomide, döviz rezervine gerek yok. Baskı gelince kur serbest dalgalanmalı. Aşağı veya yukarı ne yöne gederse gitsin denmeli. Ama olmuyor. Özel sektörün dış borcu patlamış. Kur artışından en büyük zararı onlar dolayısıyla ekonomi görüyor.

Peki, “ideal rezerv miktarı ne kadar olmalı?”derseniz. Çok kesin bir kural olmamakla beraber, üç aylık dış borç ödemesi ve ithalat miktarı kadar olsa iyi olur deniyor. 

Kısaca ihtiyaca bakalım.

Aralık – Aralık ödenmesi gereken dış borç toplamı 170 milyar dolar kadar. Borçların kamuya ait olan bölümü 23 milyar dolar. Bütçeden ödenecek kısmı ise sadece 4,5 milyar dolar kadar.Gerisi kamu bankalarının dış borç geri ödemeleri. 

Küçük bir miktar da TCMB’nin geri ödemesi var.

Özel sektör, 140 milyar dolar dış borç ödeyecek. Bunun 90 milyar dolar kadarı finansal kuruluşlara ait. Kalan 50 milyar doları reel sektörün dış borç geri ödemesi.

Bunların toplamının üstüne 30-35 milyar dolar civarında olacağı tahmin edilen cari açığı da ekleyin. Toplam döviz ihtiyacına, yaklaşık 205 milyar dolar desek yanlış olmaz.

O zaman üç aylık ihtiyaç yaklaşık 50 milyar dolar olur.
Şimdi TCMB’nin cephane durumuna bakmakta yarar var.

TC Merkez Bankası’nın kasanında sadece 25,6 milyar dolar net rezerv bulunuyor. Aşağıdaki Grafikten de görüldüğü gibi, bu miktar, 2011yılından Mart başına kadarki son beş yılın en düşük düzeyi. Anlaşılan seçim ortamına girilince ülkeden giden sıcak para yatırımcısına döviz buradan verilmiş. Dolayısıyla kalan para değil, yukarıda değindiğim gibi üç aylık ihtiyacı, yarısını bile karşılamaktan uzak. Bu da hiç hoş bir durum değil. Kırılganlıkları artırıyor.


Buna rağmen piyasalar rahat. Çünkü FED, ECB ve diğer merkez bankaları parasal genişleme programlarına güveniyorlar. Ancak dövize yatırım yapmak isteyen küçük yatırımcılar dikkatli olmalı. Rezervler minimumda olduğu için de kur çok oynak. Kayıplar olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar