DAYATMA - Yeni Bin Yıl

Breaking

25 Şubat 2016 Perşembe

DAYATMA

Davutoğlu, bugünlerde "Yeni Anayasa" konusu tartışılırken, sıkça "CHP parlamenter sistem dayatıyor" demekte...

"Dayatma " sözcüğü genel olarak benimsenmeyen bir isteğin, beklentinin gerçekleşmesi için, muhataplarınızı bu istemlerinizi, başka bir seçenek de bırakmaksızın, benimsemek zorunda bırakacak bir inatlaşma ve ısrarla sıkıştırıp bunaltmak..." anlamında kullanılan bir kavram.

Ancak, henüz gerçekleşmeyen, yaşamda olmayan durumlar için kullanılır. Söz gelimi; "İlle de başkanlık sistemine geçmeliyiz." derseniz ve bunu "temcit pilavı" gibi durmaksızın yinelerseniz dayatma da bulunmuş olursunuz.

Oysa, "Parlamenter sistem" kuruluşundan bu yana Türkiye'de var olan ve yaşanmakta olan bir sistemdir. "Güçler ayrılığı" denilen yasama, yargı ve yürütmenin birbirinden ayrıldığı ve birbirlerine karşı da denetim yetkilerini kullanabildiği, cumhurbaşkanının sorumsuz ve simgesel görev ve yetkilerle sınırlandırıldığı, en gelişkin biçimiyle de 1961 Anayasasının getirdiği kural ve kurumlarla uygulanmış olan sistemdir. Ancak, 12 mart ve 12 Eylül Darbeleriyle yapılan anayasa değişiklikleriyle, yürütmenin güçlendirilerek, yasama ve yargıyı da etkileyebilecek bir konuma yükseltilmesi, cumhurbaşkanının da parlamenter sistemlerde görülmeyen yetkilerle donatılmasıyla önemli ölçüde zedelenmiştir.

Üstelik bir de cumhurbaşkanının halk tarafından seçiminin gündeme girmesiyle parlamenter sistem daha da bozulmuş, yozlaştırılmıştır. Diktatörlük hırsı taşıyan birisine, hele bir de iktidar partisinin desteğine sahip ya da onu denetim altına alma gücü varsa, bu yetkilerin tanınması, demokrasi için bir çok tehlikeyi de barındırır, zaman zaman zedeler bir duruma yol açmıştır.

Bugün ülkemizde yaşananlar, tam da bu durumun yaratığı sonuçlardır.

AKP, var olan ve yaklaşık 80-100 yıllık bir birikime ve deneyime dayana parlamenter düzen, ilk kez gündeme getirilmek isteniyormuş da, CHP bu doğrultuda "dayatma"da bulunuyormuş gibi... her zaman yaptığı bir tavrı sergilemekte, "pişkinlik" deyimini de aşan bir kurnazlıkla, yeni bir kamuoyu kandırmacasını daha kullanmaktadır.

En hafif anlatımıyla ayıp yapmakta, asıl "başkanlık" dayatmasında ısrar ederek, hem bir diktatör heveslisinin oyuncağı olmakta, hem ülkenin siyasal yaşamını dinamitlemekte, hem de halkı tarihte görülmemiş ölçüde kutuplaştırarak ulusal birliği de tehlikeye atmaktadır...

Belki de bütün bunları böyle bir sonuca varmak için yapmaktadır.

O zaman insanlarımızın, yurttaşlarımızın bu tehlikeli oyunu bir an önce görüp bu gidişin karşısında durmasına gereksinim vardır.

Bu iktidarın din-mezhep gibi inançların ardına sığınarak, hem ülkeyi bütünüyle tehlikeye atmasına, hem de ulusu parçalayıp bir iç savaşa sürüklemekte oluşuna seyirci kalmak, en hafifiyle aymazlıktır, ahmaklıktır.

Artık silkinme zamanıdır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar