YELTEME KRALLIĞI - Yeni Bin Yıl

Breaking

11 Nisan 2017 Salı

YELTEME KRALLIĞI

Çoğu kez kadınlara yakıştırılsa da, erkeklerin de ara sıra dedikodu ettiği görülür.

Söz gelimi, bahar sıcaklarının hafiften kışı unutturduğu, kuytulardan çıkıldığı, güneşin keyifli sıcaklığının duyumsandığı zamanlarda, ya cami önünün, ya köy odasının, ya kahvehanenin ya da hemşehri derneklerinin güneş gören bir köşesine çökmüş iki arkadaş söyleşirler.

Birisi, "Yav, hiç ummazdım ondan. Nasıl da yaptı bu işi? Oysa adam sanırdım. Şaşırdım kaldım valla." dediğinde, öteki de, "Yok canııım. Hiç de sandığın gibi değildir. Yelteme akıllının birisidir. Hadi desen, hemen atlar."

Yaygın mıdır bilmem ama, "yelteme" sözcüğü, el sözüne kanan, yönlendirilen, kolay kışkırtılan, kandırılan, anlamlarında kullanılır bizim oralarda.

Birisine "yelteme akıllı" deniyorsa, kendi aklıyla düşünmekten çok, başkasının sözüne giden, kullanılan adam olduğu anlaşılır.

Uyanık adam, kendisi yapsa başını derde sokacak bir işi bu tür yeltemelere yaptırır. Hem de, "Sen yaparsın bu işi ancak. Köyün en akıllısısın. Yiğit adamsın. Karşına kimse çıkamaz. Aslansın. Kaplansın. Hadi göreyim seni..." der ve salar hasmının üstüne...

Ülkemiz, sanırım uzunca bir süredir, böyle bir sorunu yaşamakta.Üstelik yıllar geçtikçe ağırlaşan bir sorun...

Çünkü, kendi aklını ve düşüncesini kullanma yeteneği gelişmemiş, bu yetişkinlik ve yetkinliği verebilecek bir eğitim olanağı bulamamış insanlar, en baş yöneticilerimiz olabildiler.

Hele bir de gerikalmış toplum insanı olmanın aşağılık duygusuna kapılmış da, yabancı hayranlığının etkisine düşmüşse, oralardan esen her rüzgârın önünde, songüz dikenleri gibi savrulur durur. 
Birisi saldır deyince, önüne kemik atılmışcasına fırladığı bile görülür...

Oysa, "Acaba yapmam istenen şey benim yararıma mı, ülkemin hayrına mı, halkımın çıkarına mı? Ne kazanır, ne kaybederim?" diye düşünmek, düşünemese de bilenlere danışmak aklının köşesine bile gelmez...

O arada, kafa göz yarılmış, ülke harman yerine dönmüş, yangın bacayı sarmış... umurunda da olmayabilir.

Ölen kalan, batan çıkandan ona ne...?
Burnunun dikine de gider haaa...!
Hangi duvara toslarsa toslasın, çekilip bir daha vurur kafayı...
Kalın olduğundan mıdır, nedir, kolay kolay da o kafa göz yarılmaz.

Kendisi yelteme olunca, herkesi de yelteme akıllı sanıp ver yansın eder bir de.
"Eyyy milletim...! Eyyy kardeşlerim...! Eyyy Kahraman Kazanlılar...! Eyyy bacılarım...! Eyyy bilmem neyim...!"

Şaşıtıcı yanı da, seslendikleri de en az onun kadar yelteme çıkmaz mı zaman zaman?

Al başına belayı...

Sel olur sürüklenir, taş olur yuvarlanırlar...

Bizim durum budur eyyy halkım...!

16 Nisan'da "EVET" denirse, rejim değişecek, Cumhuriyet yıkılacak, "YELTEME KRALLIĞI" kurulacak.

Benden söylemesi...

Demedi demeyin...!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar