"Varlık Fonu" denilen bir AŞ.dir.
Anonim Şirket.
Bir şirket sonuçta.
Hukukçu değilsem de, "özel hukuk tüzel kişisi" yani...
Üstelik, yasasına göre, kurumlar başta olmak üzere, birçok vergiden de "muaf"...
Böylece Kamu İktisadî Teşekküllerinden sağlanan gelirler ve vergilerden kamu bütçesine kaynak aktarılamayacak demektir bu...
Göz göre göre, kamu soyuluyor.
Kamu kim mi?
Sen, ben, biz, hepimiz.
Bu durumun bir önemli yanı da şudur:
Kamu eliyle ve kamu olanaklarıyla oluşturulan bu "AŞ." kamusal denetim alanından çıkarılmıştır. İş ve işlemlerini yaparken, kamu yararı gözetme zorunluluğu da yoktur.
Kısacası, kaynak ve olanak bizden/hepimizden, ama yararlanan biz/hepimiz değiliz...
Üstelik de, bu "AŞ." kendisine devredilen kamu iktisadî teşekküllerini, istediği gibi alıp satabilecek...
Bu işleri yaparken de bir kamusal denetime bağlı değil.
Örneğin, kısaca, "KİT" dediğimiz bu teşekküllerin işleyişleri ve yönetimleriyle ilgili, Sayıştay denetim yapar, rapor hazırlar, bu raporlar da TBMM'nde görüşülüp değerlendirilirdi şimdiye dek.
Şimdi bu da olmayacak.
Bakın Yasası ne diyor:
"(2) Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bağımsız denetimden geçmiş yıllık mali tabloları ile faaliyetleri, Başbakan tarafından görevlendirilecek sermaye piyasaları, finans, ekonomi, maliye, bankacılık, kalkınma alanlarında uzman en az üç merkezi denetim elemanı tarafından bağımsız denetim standartları çerçevesinde denetlenir. Denetim sonucunda hazırlanacak rapor her yıl haziran ayı sonuna kadar Bakanlar Kuruluna sunulur.
(3) Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bir önceki yıla ait mali tabloları ile faaliyetleri, her yıl ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından, birinci ve ikinci fıkralar kapsamında hazırlanan ve Başbakanlık tarafından gönderilen denetim raporları üzerinden görüşülerek denetlenir."
Bağımsız denetim şirketlerince hazırlanan blanço ve raporlar, Yasaya göre, Başbakanın görevlendireceği üç kişilik bir denetim kurulunca denetlenecek.
O denetim raporları TBMM'ye gönderilecek ve görüşülecek.
Kimin raporları?
"Bağımsız denetim kuruluşu"nun raporları değil, Başbakanın görevlendirdiği üç kişilik denetim kurulunun "raporları denetleme"siyle oluşan raporlar...
Başbakanın ki, kuruluşu doğrudan denetlemeyecek, denetleyen "bağımsız denetim"in raporlarını denetleyecek...
Anladınız değil mi?
Üstelik, Anayasa değişikliği gerçekleşirse, Başbakan da, Bakanlar Kurulu da olmayacağına göre, iş bildiğiniz o yeni adama/diktatöre kalacak...
Düşünün bir...
FON yönetimini Yasa'ya göre, Başbakan, gelecekte "tek adam/diktatör" atayacak...
"FON"a devredilen kamu iktisadî kuruluşları/şirketleri, örneğin Ziraat Bankası,bu yönetimce, çocuklar, damat, dünür ve de en yakın yandaş ve yalakalara "satılıverilebilir" mi?
Pekala "satılıverilebilir"?
"FON" kendisine devredilen kamu şirketlerini, varlıklarını, bir gün canın istediğine satıverirse, niye satıyorsun diyecek bir makam var mı?
Yasal bir önleminiz, engeliniz var mı?
Yok...
Duydunuz mu?
Sanki, kimseye karşı sorumlu değil bu FON...
Sanki "TEK ADAM" gibi...
Sanki "DİKTATÖR" gibi bir şey...
Bilmem anlatabildim mi?
Özellikle,bu kuruluşların çalışanları, onların sendikaları, dernekleri, vakıfları... durumunuzu anlıyor musunuz?
Aloooo...!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder