İstanbul'da olamayınca, oturdum TV'nin başına başladım izlemeye...
Yerimden neredeyse kalkmadan.
Gözlerim doldu durdu arar ara......
Sabahtan akşama...
Muhsin Ertuğrul'dan Zuhurat Baba'ya dek.
Tarık AKAN uğurlanıyor muydu, ağırlanıyor muydu ayırdetmek zor.
İstanbul, Türkiye'yi de almış yanına, Tarık'ın başında ihtirama durmuştu sanki...
Uğur Mumcu'dan bu yana gördüğüm en büyük katılımla bir "jön", sanatçı, aydın, Kemalist Devrimci selamlanıyordu.
Pek güzel oldu.
Kızı Özlem, arkadaşı "Kozalak", Rutkay Aziz, Taş Mektep'in Müdürü...Ne güzel konuştular...
Hele Taş Mektep Korosu, Nazım Hikmet Korosu, Genco Erkal, Fazıl Say...
Ölüm değil de düğündeymişiz sanki...
Durmayan alkışlar... Her sanatçının büyük ödülü...
Nedendir bu görkemli katılım deniyorsa, söyleyeyim:
1. Son yılların, özellikle AKP İktidarının, dinci-gerici-işbirlikçi-faşizme/diktatörlüğe koşusunun yarattığı korkuya, sinmişliğe, suskunluğa, boyuneğmişliğe başkaldırı...
2. "Uyumuyoruz aslında. Ne olup bittiğinin ayırdındayız. Sadece diş sıkıyor, sabrediyoruz. Ama artık yeter." haykırışı...
3. Bir büyük toparlanma/ortaklaşma ekseni duyuruluyordu cümle âleme, özellikle, ulusalcı, cumhuriyetçi, laik, yurtsever, devrimci, solcu toplumsal kesimlere ve örgütlere: "Tam Bağımsız, Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk Devleti nitelikleri taşıyan, eşitlikçi, özgürlükçü, paylaşımcı, aydınlık, çağdaş, barışçı Türkiye..."
4. "Biz az değiliz sanıldığı ya da gösterildiği gibi... Sadece dağınık ve örgütsüzdük. Buradayız. Varız. Milyonlarız. Bizi çiğnemeden Kemalist Cumhuriyeti yıkmak kimsenin haddine değildir." denmekte...
5. "Gün doooğdu, hep uyaaandık, siperleeere dayandık.
Bağımsııızlık uğrunaaa da,....." uğultusu...
Haydi, haydi...!
Tarık'a kulak verin, düşün "YOL"una...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder