Şu günlerde, "Suriyelilere Vatandaşlık" girişimlerinin de alevlendirdiği bir tartışma gürültüler içinde sürüyor...
Tam olarak kimin ne düşündüğünün, ne yapılmasını istediğinin de pek anlaşılamadığı bir gürültü bu...
Ama bir yanı tehlike arzediyor.
"Suriyeli düşmanlığı" korkusu...
Bu nedenle de kendilerini ulusumuzun çoğunluğundan daha gelişkin, daha insancıl ve uygar sayan bir kesim, özellikle sosyal medya üzerinden, yer yer de yaygın medya olanaklarını da kullanarak,"N'apıyorsunuz kaba insanlar, ırkçılar, barbarlar...? Suriyelilerimizi rahat bırakın... Kesin sesinizi...!" çığlıkları atıyorlar...
Onlara göre, Türk Halkı Suriyelilerden nefret etmekte...
Bu nefret çok kötü şeylere de gebe...
Oysa durum başka...
Başka yanlarından bakınca ancak görülebilir.
Ama, özenle o yandan bakılmasını gözden saklama kurnazlığı sergileniyor ki, ortaya şöyle bir görünüm sunuluyor:
Bir yanda, yurdundan yuvasından kaçmak zorunda kalmış mağdur Suriyeliler...
Bir yanda da, o ünlü konukseverliğini, insancıllığını, dayanışmacılığını, imececiliğini unutmuş kaba, ırkçı, ilkel, cahil ve de acımasız, bencil Türkler...
Kazın ayağı öyle değil arkadaşım... Tatlı su entelim, sözde solcum, liboşum...
Kimse Suriyelilere filan nefret duymuyor aslında...
Hem de onca genç Suriyeli'nin, bizim işsiz ve niteliksiz yoksullarımızın yaşam sürdürme aracı olan tüm marijinal sokak işlerini neredeyse ele geçirdikleri gözlenirken...
Hem de, 1300 TL'lik asgari ücretle zor bulup da 12-16 saat çalıştıkları işleri, kayıtdışı ve 350-400 TL'ye yapmak üzere, işyerlerini dolduran Suriyeliler nedeniyle işlerini yitirmelerine karşın...
Mahallelerinin her köşe bucağına, sokağını başında, cadde boylarında, biri kucakta, biri sırtta, biri çevrede dolanıp duran çocuklarıyla, herkesin, her gün vicdanlarını bunaltan dilenci sürüsü oluşmuşken...
Kendi gelişmesi-kalkınması için harcansa, epeyce sorununu çözebileceğini bildiği onlarca milyar doların Suriyeliler için harcandığını, neredeyse her gün pişkin bir iç ve dış politik malzeme olarak kullanan siyasetçileri dinlerken...
Ve bu hal yaklaşık 5-6 yıl sürmekteyken...
Henüz abartılacak bir çatışma filan da yaşanmamışken...
Bu "Suriyelilere düşmanlık" korkusu salmak nereden çıkıyor?
Kim istiyor Suriyelilerin Türkiye'de kalmasını bu kadar çok...?
Neden istiyor?
Emperyalizmin işbirlikçisi iktidarların eşitsizlik düzeninde bunalmış, yoksulluğa tutsak edilmiş, eğitimsiz ve geleceğe güvensiz bırakılmış insanlar, siyasal bilince dayalı insan hak ve özgürlüklerini temel alan siyasal çözümler üretebiliyorlar da yine de ırkçı,etnikçi, dinci, mezhepçi dışlayıcılıklara mı yöneliyorlar?
O kadar kolay da değil, o kadar duygusal da değil sorunu anlamak...
Evet, emperyalizmin, yurdunu yuvasını dağıttığı/dağıttırdığı insanlar, yine emperyalizmin pençesinde kıvranmakta olan insanlara sığınmak zorunda bırakılıyorlar...
Kendisi muhtaç olanlardan medet beklenir mi?
Üstelik, söz ettiğiniz her tür beyin yıkama ve yanlışa koşullandırmayı da sağlayabilecek bir alçak iletişim kuşatması da yaşanıyorsa...
İnsani çözümler mi aranmalı?
Elbette...
O zaman, hem ülkemizde, hem dünyada bu alçaklık düzenini değiştirmenin gerektirdiği siyasal anlayışları açıkça ortaya koyacaksınız...
Öyle insancıl, doğacı, çevreci, duyarlılık küpü insanlar görüntüsü yansıtarak bana yutturamazsınız.
Azıcık dünyada ve ülkede olup bitenlerden haberli olanlara da...
Kapitalizmden, emperyalizmden, emek ve sermaye çatışmasından, küresel tekeller ve işbirlikçi terör örgütlerinden söz etmeden ona buna insanlık dersi vermeye, onu bunu şu ya da bu yaftalarla karalamaya girişmeyin çok bilmişler...
Bu ülkenin insanları tüm kötü yaşam koşullarına karşın, 3 milyonu aşan insanı az hasarla konuk etmeyi başardı. Ekmeğini, aşını bölüşerek...
Kimin cebinden çıkmakta sanıyorsunuz onlar için yapılan harcamalar?
"Örtülü ödenek"ten mi?
Kamu mallarının talancısı, vergi kaçırma uzmanı, her felaketi ranta dönüştürme cini olan işbirlikçi sermaye sınıfı ve onun iktidarı ile yandaşları mı ödüyor sanıyorsunuz?
Biraz daha derin düşünün olmaz mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder