BOP çerçevesindeki emperyalist Konsorsiyumla(ABD önderliğinde, AB, İsrail) mevcut iktidar arasındaki anlaşma;
“BAĞIMSIZ TÜRKİYE KÜRDİSTANI” oluşturulması karşılığında, TC’nin de rejimi değiştirilerek “TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİ” ne dönüştürülmesi şeklindedir.
( 1.Kanıt : Devletin bir numaralı kişisi, Cumhurbaşkanı TE’nın kendisi “Biz BOP’un Eşbaşkan’larından bir tanesiyiz, bize bir görev verildi, biz bu görevi yapıyoruz” demekte, devletin iki numaralı kişisi, şimdiki TBMM Başkanı da “Laiklik Anayasadan çıkartılmalı ve TC’nin dininin İslam olduğu Anayasaya yazılmalıdır” diyor.
2.Kanıt : Mekez Parti Genel Başkanı Prof.Dr. Abdurrahman Karslı, evindeki toplantıda konuşulanları şöyle aktarıyor; Abdurrahman Dilipak, “90’lı yıllarının başından sonra küresel güçler, emperyalist güçler bunun içinde ABD İngiltere İsrail de var, Türkiye’ye gidip gelmeye bizlerle de görüşmeye başladı. ‘Niye gelip gidiyorlardı?’ dediler. ‘Bundan sonra Türkiye’de siyasal İslamcılarla birlikte çalışmak istiyoruz. Çünkü yükselen trend siyasal İslam. Çünkü Erbakan hoca ve ekibi gittikçe yükselen trendde puan almaya başlamış. Biz sizinle çalışmak istiyoruz, anlaşma yapalım’ dediklerini kendi anlattı.”
Karslı, Dilipak’ın AKP’nin kuruluşuna destek veren güçlerin şu üç şeyi talep ettiğini de söyledi:
1- Biz sizi iktidara taşıyalım.
2- Size iktidarda sorun çıkaracakları opere edelim.
3- Size gerekli finansal destekleri getirelim.
AKP’den istenenler de şunlardı:
“İsrail’in güvenliğini artıracaksınız. Önündeki engelleri kaldıracaksınız.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin yani sınırların değişmesine yardımcı olacaksınız.
İslam’ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız.”
Teklifin önce Necmettin Erbakan’a iletildiğini kaydeden Karslı, sözlerine Dilipak’ın şu ifadelerini de ekledi: “Erbakan Hoca bunları kabul etmiyor. Ama Erbakan Hoca’nın ekibi şimdi AKP’yi kuranlar bunu kabul ediyor. Bunun içinde Tayyip Bey ve Abdullah Bey de var. Hatta ben de vardım.” Karslı, bu konuşmaya Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç’ın da şahit olduğunu öne sürdü. Bunun üzerine Ali Bulaç, yazılarında bu konuya şu şekilde açıklık getirdi:
“Sayın Karslı beni de şahit gösteriyor. Konu sosyal medyada yer aldıktan sonra doğru olup olmadığını soran onlarca e-mail aldım. Yine yazmayacaktım ama Dilipak, Rotahaber’den Ünal Tanık’a konuşulanları teyit edince yazmaya karar verdim. Bir de AKP hükümetinin neden Batı’yla bozuştuğunu anlamak için artık bunları yazmak lazım. Evet, o toplantıda vardım. 40 senedir tanıdığım Abdurrahman Dilipak, bunları -ifadelerde bazı değişiklikler olsa da- anlattı. AKP İstanbul Milletvekili Bülent Turan, Ali Bulaç’ın yazısı üzerine bir açıklama yaparak, “AKP’nin kuruluşunu ABD projesi olarak nitelemek yakışıksızdır” dedi. Ali Bulaç köşe yazısında Bülent Turan’a, “Ben sadece 7-8 kişinin ağzı açık dinlediği söz konusu konuşmayı teyit ettim” şeklinde yanıt verdi...bk.**)
Tersinden, TC bir İslam devletine dönüşmedikçe, “BAĞIMSIZ TÜRKİYE KÜRDİSTANI” nın kurulması oldukça zordur.
Bir ülkenin, fiziki ve siyasi olarak bölünüp parçalanması, ya bir diktatör aracılığıyla, ya da fiili işgalle mümkündür. Dine dayalı bütün rejimlerin, birer diktatörlük olduğu unutulmamalıdır.
Ülkemiz, yakın gelecekte fiili bir işgale maruz kalmayacağına göre, diğer seçenek ülkemizde dine dayalı bir diktatörlük kurulması.
Bunun altyapı çalışması 1980-2002 aralığında büyük ölçüde gerçekleştirilmiş, sonuçlandırma safhası da, konsorsiyumla mevcut iktidar arasındaki antlaşma gereği uygulamaya sokulmuş ve sonuna gelinmiştir. Bu durumu mevcut iktidar sahipleri, aleni söylemektedirler.
Bu tarihe kadar devletin Eğitim, Yargı ve Güvenlik fonksiyonları sakatlanmış, kurumların içleri büyük ölçüde yaralanmış, ancak henüz çökertilememiştir.
Atatürk Devrimlerinin ana direği Laikliktir.
Laiklik Anayasamızın 2. ve 24. Maddelerinde;
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, ……..,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
MADDE 24. –… Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz şeklinde tanımlanmıştır.
<özgürlükçü laiklik, demokratik laiklik, esnetilmiş laiklik, katı laiklik, despot laiklik, cuntacı laiklik,….> diye bir şey olamaz.
Çünkü Laiklik, demokrasinin de, özgürlüğün de ve aklın özgür olmasının da mihenk taşıdır. Yukarıdaki tanımlar yaygın olarak dillendirilmek suretiyle Laiklik kavramının içi boşaltılmaya çalışılmaktadır.
Anayasanın 2 ve 24.maddelerinden dolayı, Laiklikle ilgili, devlet kurumları üzerinde açıktan operasyon yapamamaktadırlar. Ancak tabanda yaptıkları Laiklik dışı uygulamalarla, fiili durum yaratmaya çalışmaktadırlar. Büyük ölçüde başarılıda olmuşlardır.
Şu sorunun zamanıdır, neden şimdi TBBM Başkanı, anayasal suç işleyerek Laikliğe saldırdı? Çünkü, BOP sahipleri, TC’den Laiklik çıkarılmadıkça, Türkiye’de “BAĞIMSIZ TÜRKİYE KÜRDİSTANI” kuramayacaklarına inanmaktadırlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder