Enerjinin İktidarı - Yeni Bin Yıl

Breaking

15 Şubat 2016 Pazartesi

Enerjinin İktidarı

“Enerjinin üretilmesi ve paylaşımı” 21. yüzyılın en önemli sorunu olarak gündemimizde.
Yüzyılımızın uzun geleceğine ilişkin yapılan tasarımlar “enerji üretimini” dördüncü sanayi
devrimi olarak niteliyor. (Kabaca sıralarsak, birinci sanayi devrimi İngiltere’de dokuma
tezgahlarında yaşandı; ikincisi montaj hatlarına dayalı otomotiv endüstrisine öncülük eden
Fordist üretim sürecinde ABD’de; üçüncüsü ise robotik ve enformasyona dayalı bilgi
teknolojileri aracılığıyla günümüzün teknoparklarında yaşanmakta).
Söz konusu dönüşümü sadece iktisadi boyutlarıyla değil, aynı zamanda siyasi ve uluslararası
güvenlik uzantılarıyla da ele alan son derece değerli bir çalışma Necdet Pamir tarafından
yayımlandı: Enerjinin İktidarı. (*)
512 sayfayı bulan bu devasa araştırmasında, Necdet hoca enerjinin tarihçesinden başlayarak,
insanlığın sanayi devrimi sonrasında sürüklendiği jeopolitik çıkar savaşlarını; Türkiye’nin
enerji politika(sızlık)larını ve artan dışa bağımlılığını; aşırı enerji tüketiminden ve fosil
yakıtlara dayalı yanlış politik özendirmelerden kaynaklanan çevre sorunlarına değin geniş bir
kolaj sunuyor.
Kitabın, “Türkiye’nin Enerji’de Genel Durumu ve Enerji Politikası” başlığını taşıyan
sekizinci bölümü, örneğin, dönemin başbakanının ve enerji bakanının “Yatırım seçtiğiniz
alana değil, kömür nereye çıkıyorsa oraya geliyor ...Risk olmayan hiç bir yatırım yoktur...”
anlayışıyla kurgulanan yorumlarıyla açılıyor ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın
(ETKB’nin) verileriyle sürdürülüyor. ETKB verilerine göre 2013 yılında Türkiye’de enerji
talebi 120.3 milyon ton petrol eşdeğeri olarak gerçekleşmiş. Bu miktar 1990 yılı tüketimine
göre yüzde 127’lik bir artışa karşılık gelmekte. 2013’te yerli kaynakların birincil enerji
tüketimindeki payı ise sadece yüzde 26.5 olmuş; yani ülkemizin birincil enerji gereksiniminin
yüzde 73.5’inin ithalatla karşılanabilmiş durumda olduğu görülmekte. Oysa enerji talebi
içerisinde yerli kaynakların payı 1990 yılında yüzde 48; 2000’de ise yüzde 32.4 idi.
Öngörülere göre önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığı artmaya
devam edecektir.
Nitekim, tükettiği enerjinin yaklaşık dörtte üçünü dışarıdan ithal eden Türkiye, enerjide dışa
bağımlılığın en yüksek olduğu bir kaç ülke arasında yer almakta.
***
Türkiye’nin “yatırım nerede karlıysa orada yapılır” mantığıyla sürdürülen yanlış enerji
politikaları aslında dünya ölçeğinde de kapitalizmin “her ne pahasına kar” hırsının
izdüşümüdür. Gezegenimizin kaynaklarını acımasızca sömüren ve ekolojik dengelerini
tehdit eden daha çok sanayi, daha çok sermaye, daha çok kar anlayışına dayalı enerji
tüketimi, küresel ölçekte geri dönülmesi imkansız bir tahribata yol açmaktadır. Uluslararası
Enerji Ajansı’nın Dünya Enerji Görünümü (WEO, 2013) Raporu, eğer fosil yakıtlara dayalı
mevcut enerji tüketim alışkanlıklarımızda kökten değişiklik yapmazsak, 2035 yılında
karbondioksit salımlarına bağlı olarak küresel ısınmanın 5.30
çekmektedir. WEO Raporu bu sürecin tersine çevrilmesi için öncelikle fosil yakıtlara
yapılmakta olan teşviklerin azaltılmasını, petrol ve gaz arama süreçlerindeki metan ve diğer
gaz sızmalarının önlenmesini, verimsiz çalışmakta olan kömür santrallerinin kısıtlanmasını
ve enerji verimliliği politikalarının hızlandırılmasını asgari ön koşullar olarak altını
çizmektedir. Necdet hocanın WEO Raporundan aktardığı bilgilere göre, 2013 yılında fosil
yakıtlara dünya ölçeğinde sağlanan teşviklendirmenin maliyeti 548 milyar dolara erişmiştir.
Bunun yarısından fazlası petrol ürünlerine yapılan teşviklerden kaynaklanmaktadır. Söz
konusu teşvikler, elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının önünü kesen ve
küresel ölçekte iklim değişikliği tehdidinin şiddetlenmesine neden olan önemli bir
olumsuzluk kaynağıdır. Nitekim, fosil yakıtlara dayalı enerji üretimini özendiren 548 milyar
dolarlık teşviklendirmeye karşın, yenilenebilir enerji kaynaklarına (güneş, rüzgar ve
jeotermal) aynı yıl yapılan sübvansiyonun sadece 121 milyar dolar düzeyinde kaldığı
görülmektedir.
“Yatırım kömür ve fosil yakıtlar neredeyse oraya gitmelidir” anlayışının küresel ölçekte
ulaşacağı noktayı, Necdet Pamir hoca, Mahatma Gandhi’den bir alıntıyla karşılamış: “dünya
herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsını sağlamaya yetecek olanı
değil”.
Sevgili Necdet Pamir’e bu değerli çalışması için şükran borçluyuz, “emeklerine sağlık”
diyerek.
C dereceye ulaşacağına dikkat 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Sayfalar